“Bağıra bağıra evimin yanışını izledim”
Manavgat’ı küle çeviren cehennem alevlerinin arkasında bıraktığı enkaz yürekleri dağlıyor. Yangında evi tamamen yanan Hatice Korkmaz, ‘Elimiz, kolumuz bağlı, evimizin yanışını izledim. Ev yandıkça ben bağırdım. Bağıra, bağıra, evimin yanışını izledim’ diyerek çaresizliğini dile getirdi

Manavgat’ı küle çeviren cehennem alevlerinin arkasında bıraktığı enkaz yürekleri dağlıyor. Yangında evi tamamen yanan Hatice Korkmaz, ‘Elimiz, kolumuz bağlı, evimizin yanışını izledim. Ev yandıkça ben bağırdım. Bağıra, bağıra, evimin yanışını izledim’ diyerek çaresizliğini dile getirdi
Manavgat’ta altı gündür süren yangının arkasında bıraktığı enkaz yürekleri yakıyor. Yangının vurduğu köylerden Oymapınar, Dikmen, Sırtköy ve Bucakşeyhler köylerinde taş üstünde taş kalmamış. Dikmen köyünde parktan, çay bahçesine, evlerden, marketlerden geriye sadece demir yığınları kaldı. Oymapınar’da da çoğu evden sadece geriye harabe kalırken, köy sakinlerinden Hatice Korkmaz’ın söyledikleri aslında çaresizliği özetliyor: “Evi olmayanın neyi olur?”
Oymapınar’da aile apartmanlarının önünde çaresizce bekleyen 60 yaşındaki Hatice Korkmaz yaşadığı acıyı şöyle anlattı:
“Ağabeylerimle birlikte aile apartmanında oturuyoruz. Yangın yukarı taraftan gelince son anda fark ettik ama alevlerden çıkamadık. Askerlerimiz gelip bizi evden çıkardı. Bölgeden uzaklaştırdılar. Döndük, sadece apartmanın yanışını izledik. Elimiz, kolumuz bağlı, evi izledim. Ev yandıkça ben bağırdım. Bağıra, bağıra, evimin yanışını izledim. Saçlarımı yoldum ama gözlerimin önünde benimle beş kardeşimin evi gözlerimin önünde yandı. Evin içinde gelinimizin 50 altın bileziği vardı.
Burada doğdum, burada büyüdüm. Ömrüm burada geçti. Ama yana yana geçti. Ev yandıktan sonra yanına gelince içim parçalandı. Evin yanıyor ama müdahale edemiyorsun. Nasıl bir şeydir, kimse bilemez. Çadır kurduk, şimdi sadece bekliyoruz. Her yerden bir sürü erzak geliyor. Allah razı olsun. Ama evi olmayanın neyi olur? Evim olmadıktan sonra nasıl mutlu olayım. 5-6 saat evin yanışını izlemek kahretti. Hâlâ dumanı devam ediyor. Eşyalarımız, anılarımız, çocukluğumuz hepsi kül oldu. Üç gündür düşündükçe ağlıyoruz. Duman görsek korkmaya başlıyoruz.”
GELİNLİĞİMİ KURTARDIN MI?’
Aynı apartmanda yaşayan Selahattin Korkmaz ise evin yanmasına değil, kızının gelinliğine yanıyor. Korkmaz, “Evimin yanmasını geçtim. Anne,babamın, kızımın fotoğrafları gitti. Kızım İzmir’de yaşıyor.
Yangından sonra ilk aradığında ‘Baba gelinliğimi kurtardınız mı?’ diye sordu. Kurtaramadım. Evin yanmasını düşünmüyorum. Tekrar para bulur yaptırırsın ama içinde anılar var. Her şeyin anısı var. 60 yaşına kadar cıvata gibi getirip getirip bir kenara koyduk.
Hepsi neredeyse beş dakikada kül oldu. Güldüğüme bakma, içimiz yanıyor. İçeride 12 bin dolar ve 12 bin Euro paramız yandı. Zarar çok. Ama beş kardeşimizin birinin öldüğünü düşünün. Birimiz ölse evi mi düşüneceğiz, onu mu. Önce can. Buradan bir tane de cenaze çıkabilirdi. Ama şükür ki öyle bir yangından canımız sağ çıktık” dedi.
Yangının küle çevirdiği bir diğer köy ise Dikmen Köyü. Köyün en çok kullanılan lunaparkı ve aile çay bahçesinde sadece sandalyelerin demiri var. Parklardaki salıncakların ve oyun alanlarının hali gelen yangının şiddetini en iyi şekilde yansıtıyor. Köyün marketindeki şişeler bile bu sıcaklıktaki yangına dayanamamış.
Marketin sahibi, “Durum ve hal ortada. Şu manzara savaş alanlarında bile ortaya çıkmaz. Sanki marketin ortasına bomba düşmüş. Baktığında buranın market değil de çöplük veya hurdacı olduğunu düşünürsün. Toparlanmamız ne kadar sürecek, onu da bilmiyoruz. Artık psikolojimiz bozuldu, küçük bir duman bile korkutmaya yeterli. Yangına markette yakalansam, aynı bu şişeler gibi eriyip giderdim. Kaçtığımıza mı, hayatımızın kurtulduğuna mı, yoksa hayatımızın alt üst olduğuna mı yanalım” diye konuştu.
Sırtköy’de iki evinden sadece taş yığını kalan Necati Sarı ise, “Manavgat’ta otelde çalışıyorum. Yangın esnasında otelden çıktım. Köye gelmek istedim. Evimin son halini görmek istedim. Ama oğlum bırakmadı. Yedi ay önce eşimi kanserden kaybettim. Oğlum, ‘Baba annemi kaybettim, seni de mi kaybedeyim’ deyince bırakmadı. Yoksa gelir ateşin içine atlardım. Evleri babam bana yapmıştı. 35 yıllık evlerin son halini bile göremedim. Sadece taş yığını kalmış, yıkılmış. Babamın kemikleri sızlıyordur şimdi” diyerek ağladı.