"Niyet deklarasyonu dışında yol haritası olan bir aday vardır; o da Özersay'dır"

Gündem ·

Halkın Partisi (HP) Genel Koordinatörü Savaş Toksöz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bugün gelinen aşamada Kıbrıs sorununun çözümüne dönük olarak niyet deklarasyonu dışında yol haritası olan bir aday vardır; o da Özersay'dır” ifadelerine yer verdi.

"Niyet deklarasyonu dışında yol haritası olan bir aday vardır; o da Özersay'dır"

Halkın Partisi (HP) Genel Koordinatörü Savaş Toksöz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bugün gelinen aşamada Kıbrıs sorununun çözümüne dönük olarak niyet deklarasyonu dışında yol haritası olan bir aday vardır; o da Özersay'dır” ifadelerine yer verdi.

Kıbrıslı Türkler için yeni bir sayfa açmanın tam yeri ve tam zamanı olduğuna dikkat çeken Toksöz, “Çözüm için çözümden önce işbirliği vizyonu ile yola çıkan Özersay, çok net bir tespit yapıyor; federasyonun şartlarının oluşmadığına işaret ediyor ama federasyonun kötü bir yönetim biçimi olduğunu iddia etmiyor” dedi.

Toksöz’ün paylaşımı şöyle:

“Çözüm için çözümden önce işbirliği vizyonu ile yola çıkan Özersay, çok net bir tespit yapıyor; federasyonun şartlarının oluşmadığına işaret ediyor ama federasyonun kötü bir yönetim biçimi olduğunu iddia etmiyor.

Kuşkusuz Kıbrıs sorununun çözümüne dönük yorumlamalar farklılık gösterecektir. Bu da zenginliğimizdir. Mesela görevde olan Cumhurbaşkanı çözümsüzlüğü eksik olan siyasi irade ve kararlılığa bağlamış, kendisi bu anlamda eksik olanı doldurmaya çalışmış, çabası sonuçsuz kaldığında neslinin son denemesinin de başarısız olduğunu paylaşmıştı.

Bugün gelinen aşamada Kıbrıs sorununun çözümüne dönük olarak niyet deklarasyonu dışında yol haritası olan bir aday vardır; o da Özersay'dır.

Geleneksel yaklaşım (ekseriyetle sol çevrelerin benimsediği yaklaşımdır) atacağımız her adımın Kıbrıslı Rumların da onayına ihtiyaç duyduğu savına dayanmaktadır. Oysa bu sorunun iki tarafı vardır. Dolayısıyla atılacak her adım sadece Kıbrıslı Rumların değil Kıbrıslı Türklerin de onayına ihtiyaç duymaktadır. Bu temel kavrayışla bakıldığında Kıbrıslı Türklerin de elinde kartlar olduğunu, bölgede bir aktör olduğunu ve etrafındaki gelişmeleri eskiden olduğu gibi Kıbrıs sorunu üzerinden ve Rumların onayına dayanan düşünsel sınırlılıklardan okumaya devam edilemeyeceği gerçeğini kavramak daha mümkün hale gelmektedir. Bu nedenledir ki Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs sorununa endeksli bir yaşama mahkum edilemez. Kıbrıslı Türkler kendi dış politikasını geliştirmek ve uygulamak zorundadır.

Artık bütün enerjisini Güney Kıbrıs ile sorunlarını halletmeye harcayan bir liderlik değil çok yönlü bir politikayı takip edebilecek bir liderliğe ihtiyaç duyuyoruz. Görevde olan Cumhurbaşkanın bu politikaları geliştirebilmesi için hem zamanı hem de imkanı vardı. Yönetmesi gereken bir salgın, mücadele etmesi gereken bir ekonomik kriz yoktu. 2017 yılından beri masa devrilmiş, vaktinin önemli bir bölümü boşa çıkmıştı ama olmadı.

Sonuç olarak yeni dönemde yeni Cumhurbaşkanın şimdiki kadar rahat olamayacağı çok açıktır. Kıbrıslı Türkler için yeni bir sayfa açmanın tam yeri ve tam zamanıdır.”