"Pasaportumu öğrenciyken yeniledim, nerede olduğunu bilmiyorum"

Gündem ·

Cumhurbaşkanı Tatar, pasaport konusunda bazı iş adamlarının önümüzdeki dönemde hukuksal bir süreç başlatabileceğini ifade etti ve ekledi: “Bu karar hukuksuzdur, ırkçılıktır”

"Pasaportumu öğrenciyken yeniledim, nerede olduğunu bilmiyorum"

Cumhurbaşkanı Tatar, pasaport konusunda bazı iş adamlarının önümüzdeki dönemde hukuksal bir süreç başlatabileceğini ifade etti ve ekledi: “Bu karar hukuksuzdur, ırkçılıktır”

Cumhurbaşkanı Tatar, "Ben 1960 doğumluyum, 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda zaten o pasaporttan başka bir pasaportum olamazdı, o pasaportum o zaman alınmıştır. Öğrencilik yıllarımda belki yenilenmiş olabilir. Netice itibarıyla yıllardır ben o pasaportu kullanmadım, nerede olduğunu da bilmiyorum." diye konuştu.

‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ pasaportunun, Kıbrıslı Rum yetkililerce iptali sonrasında konuşan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “bazı iş adamlarının önümüzdeki dönemde hukuksal bir süreç başlatabileceğini” ifade etti.

Tatar, bu adımın Maraş politikasında bir değişikliğe yol açmayacağını da söyledi.

Güneyden pasaportunun iptal etmesiyle ilgili olarak da konuşan Tatar, 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı olan Kıbrıslı Türklerin söz konusu pasaportu seyahat özgürlüğü için aldığını öne sürdü.

“Bu karar hukuksuzdur, ırkçılıktır” ifadelerini kullanan Tatar, “Halkımız bu pasaportu bir kolaylık için almıştır. Anayasal bir haktır. Rum tarafının yaptığı aymazlıktır. Siyasi meseleyi bireysel boyuta çekmektir. Bu siyaseti yapmak bizim en doğal hakkımzdır ama pasaport alma noktasındaki bireysel hakların elimizden alınması doğru değildir. Benim kişisel olarak bir sıkıntım yoktur. Ama alınan bu karar doğru değildir. Kıbrıs Cumhuriyetinin kurucu ortağı olduğumuz için. Bu bir tehditdir” dedi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Bakanlar Kurulu'nun bazı KKTC'li siyasilerin pasaportlarını iptal etme kararına ilişkin, "Bu bir kez daha güneydeki Kıbrıs cumhuriyetinin (Rum yönetimi) bir Rum cumhuriyetine, bir Helen cumhuriyetine dönüştüğünün en büyük kanıtıdır. Bu adımla onu kanıtlamışlardır." dedi. Kıbrıs Türklerinin 1963'te Kıbrıs Cumhuriyeti'nden Rumlar tarafından silah zoruyla kovulduğunu anlatan Tatar, daha sonra Kıbrıs Türk halkının kendi yönetimlerini kurduğunu ve son olarak 1983'te KKTC'yi ilan ettiğini söyledi. Tatar, Kıbrıs Cumhuriyeti'nden doğan haklarının devam ettiğini belirterek çok sayıda KKTC vatandaşının "Kıbrıs Cumhuriyeti" pasaportunu kolay seyahat etmek ve vize almak ile burs hakkı elde edebilmek gibi sebeplerden dolayı aldığını, bunun zorunluluktan doğduğunu ve gönüllü olarak alınmadığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Tatar, "Ben 1960 doğumluyum, 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda zaten o pasaporttan başka bir pasaportum olamazdı, o pasaportum o zaman alınmıştır. Öğrencilik yıllarımda belki yenilenmiş olabilir. Netice itibarıyla yıllardır ben o pasaportu kullanmadım, nerede olduğunu da bilmiyorum." diye konuştu. “SİYASİ BİR MESELEYİ BİREYSELLİĞE ÇEKİYORLAR" KKTC'deki birçok siyasetçinin "Kıbrıs Cumhuriyeti" pasaportunu kullanmadığının altını çizen Tatar, buna zaten ihtiyaçlarının olmadığını ve bu makamlarda kullanmanın doğru olmadığını dile getirdi. Tatar, şöyle devam etti: "(Rumlar) Siyasi bir meseleyi bireyselliğe çekiyorlar. Burada bir tehdit olarak ortaya çıkmaktadır. Bizim üzerimizden benim vatandaşıma yönelik 'dikkat edin, GKRY'ye karşı bir anlayışla ve politikayla kendinizi çok deşifre ederseniz sizin pasaportunuzu da iptal ederiz veya başvurduğunuzda yenilemeyiz' şeklinde bir tehdit vardır. Bu da insan haklarına aykırıdır, ahlaksızlıktır, hukuksuzluktur ve her türlü tasvip edilmeyecek bir harekettir. Rum kesimi, büyük bir çelişki içeren ve uluslararası camianın da tasvip etmeyeceği bir harekete girişti. Bu bir kez daha güneydeki Kıbrıs cumhuriyetinin (Rum yönetimi) bir Rum cumhuriyetine, bir Helen cumhuriyetine dönüştüğünün en büyük kanıtıdır. Bu adımla onu kanıtlamışlardır. Rum kesiminde de (KKTC'li siyasilerin pasaport iptali) bu olay çok tartışmalı ve bunun doğru olmadığını söyleyen çok fazla insan ve hukukçu vardır. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasasına göre, bu insanlar Kıbrıs Cumhuriyeti'nden doğan haklarından dolayı vatandaşlarsa, pasaportu varsa veya alma hakkı varsa, bunun iptali söz konusu olamaz. Biz bu siyaseti yaptığımız için bizi cezalandırmak ve bizim üzerimizden insanlarımıza yapılan tehdit geçersizdir, mümkün değildir, sürekliliği zaten olmaz ve çok da yadırganmıştır." Tatar, Kıbrıs'ta verdikleri mücadelenin, Kıbrıs Türk varlığının eşitlik temelinde sürdürülmesi olduğunu vurgulayarak, bütün bu yaşananlardan sonra 50 yılı aşkın süredir görüşülen federasyon temelli bir anlaşmanın olamayacağının görüldüğüne işaret etti. Tatar, Kıbrıs konusunda Rum kesiminin savunduğunun "Rum cumhuriyetine dönüşmüş Kıbrıs cumhuriyetinin devam etmesi, Kıbrıs Türk halkının bir anayasa değişikliğiyle o cumhuriyete yama edilmesi ve KKTC'nin ortadan kaldırılması" olduğunu belirtti. Türkiye'nin Kıbrıs'ta olanları çok iyi bilmesi gerektiğini ifade eden Tatar, "Bizim yegana dayanağımız ve güvencemiz, Türkiye'nin buraya verdiği destektir, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1974'ten sonra olduğu gibi, barışı koruyabilmesi için buradaki varlığını sürdürebilmesidir, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünün devamıdır." şeklinde konuştu. Tatar, KKTC'nin İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Rumların, pasaportları iptal kararıyla ilgili yaptığı açıklamalar sebebiyle kendisini eleştirmesine değinerek Talat'a "bu konuda (Rumların pasaport iptali) gerçekleri görme ve yanlış mesajlar vermemesi" çağrısında bulundu. KKTC'de federasyonu destekleyenlerin eşitlik temelinde, iki devletten oluşan yapıyı savunduğunu kaydeden Tatar, Rum tarafının savunduğu federasyonun ise "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin devamı ve KKTC'nin ortadan kaldırılması olduğunu, Rumların iki halkın eşitliğini tanımadığını da dile getirdi. Türkiye’nin Kıbrıs’ta ilhak diye bir politikası olmadığını da savunan Tatar, Türkiye’nin tek hedefinin Kıbrıs Türkü’nün kendi ayakları üzerinde duran bağımsız bir ülke yaratmak olduğunu savundu.