Rum tarafından Türkiye için 'bloke' tehdidi
Türkiye'nin 8'inci parseldeki faaliyetleri, AB Dış İlişkiler Konseyi'nde alındı. Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis, Türkiye aleyhinde önlemler alınmadıkça, Rum tarafının AB-Türkiye arasındaki tüm faaliyetleri bloke edeceğini açıkladı Rum tarafında yayımlanan gazeteler, Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis'in dün Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyinde konuyla ilgili olarak gerçekleştirdiği temaslara geniş yer ayırdılar.
Türkiye’nin 8’inci parseldeki faaliyetleri, AB Dış İlişkiler Konseyi’nde alındı. Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis, Türkiye aleyhinde önlemler alınmadıkça, Rum tarafının AB-Türkiye arasındaki tüm faaliyetleri bloke edeceğini açıkladı Rum tarafında yayımlanan gazeteler, Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in dün Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyinde konuyla ilgili olarak gerçekleştirdiği temaslara geniş yer ayırdılar. Fileleftheros gazetesi “AB: Yaptırımlar İçin Acele Ediyor- Hristodulidis’in Uyarısı Ankara’nın Yasadışı Faaliyetleri Konusunda Ortakları Uyandırdı- Hristodulidis: Sözlerden, Eylemlere” başlıklarıyla geniş yer ayırdığı haberinde “AB’nin, Türkiye’nin Kıbrıs’ın deniz bölgelerindeki yasadışı faaliyetlerinde rol oynayan veya bunlara katılan belirli varlıklar ve bireyler aleyhindeki yasal yaptırımları, yani hedeflenmiş önlemleri inceleme sürecini hızlandıracağını” yazdı. Gazete bu kararın “Türkiye’nin 8’inci parseldeki yeni kışkırtıcı eylemi ve elde edinilen bilgilere göre, Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in AB’deki ortaklarına yönelik uyarısının sonucunda, dün AB Dış İlişkiler Konseyinde alındığını” kaydetti. Gazete “Hristodulidis’in, Türkiye aleyhinde önlemler alınmadıkça, Lefkoşa’nın da istisnasız bir şekilde AB-Türkiye arasındaki tüm faaliyetleri bloke etmek zorunda kalacağına işaret ettiğini” de iletti. Gazete “Hristodulidis’in uyarısının işe yaradığını ve AB Dış İlişkiler Konseyinin bunun sonucunda, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell tarafından okunan tutanaklarına bariz bir ifade koyduğunu” öne sürdü. Gazete AB üye devletlerinin oybirliğiyle üzerinde sonuca vardıkları bu tezin “Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti MEB’indeki yeni yasadışı sondajının ışığı altında, Konsey, yetkili çalışma grubunu, sözü edilen yasadışı faaliyetlere karışan kişi ve varlıklarla ilişkin listelerle ilgili çalışmaları hızlandırmaya ve bunları tamamlamaya çağırıyor” şeklinde olduğunu iletti. Bu kararın pratik aşamada Rum kesiminin sunduğu liste temelinde, konuya ilişkin müzakerelerin hemen başlaması olarak tercüme edildiğini yazan gazete, onaylanmış yasal faaliyetlerin harekete geçirilmesi amacıyla, (bahse konu varlıklar ve/veya kişilerin) mal varlıklarının dondurulması ya da AB topraklarına girişlerinin yasaklanmasının dayatılmasının söz konusu olduğunu belirtti. Görüşmelerin Relex çalışma grubu çerçevesinde gerçekleştiği ve AB Dış İlişkiler Konseyinin açıklamasının sonucunda, üye ülkelerin, Rum kesiminin sunduğu listenin incelenmesi konusunda, belirli kararlar alarak hareket etmemek için artık başka bahaneye sahip olmadıkları da ileri sürüldü. Gazeteye göre Borrell, düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada ise, konuyla ilgili çalışmanın gelişme halinde olduğunu söyledi. Gazete “elde ettiği bilgilere” dayanarak, Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis’in “AB Dış İlişkiler Konseyi çerçevesinde gerçekleşen tartışmada oldukça sert olduğunu, Türkiye’nin yasadışı faaliyetleriyle Kıbrıs’ta hüküm süren durumu koyu renklerle ortaya koyduğunu ve AB’deki ortaklarını, şartların seviyesini yükseltmeye ve en nihayetinde sözlerden faaliyetlere geçmeye çağırdığını” iletti. Elde edinilen bilgilerin, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Hristodulidis’in tezini benimsediği şeklinde olduğunu yazan gazete, Borrell’in, dayanışma açıklamalarının zamanının geçtiği ve artık somut faaliyetlerde bulunulmasının zamanının geldiğini söylediğini aktardı. AB Dış İlişkiler Konseyindeki tartışmada, Hristodulidis’in tezlerinin Fransa, İtalya ve Yunanistan’dan destek bulduğunu yazan gazete, başka hiçbir ülkenin görüş belirtmediğini de ekledi. Relex’de ele alınan hukuki varlıklar ve kişilerin isimleriyle ilgili bilgileri haberinde yayımlamadığını da yazan gazete, bunun sebebinin bir yandan isimlerin yayımlanmasının, konunun mahkemelere düşmesi için değerlendirilebileceği olasılığı, diğer yandan ise, AB’de mal varlıklarına sahip olan varlık veya kişilerin dondurulmaları tehlikesi karşısında bunları başka yere nakletmesi için bir işaret görevi göreceğiyle alakalı olduğunu ekledi. Gazete, “elde ettiği bilgilere dayanarak”, Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in, AB Dış İlişkiler Konseyinde yaptığı konuşmaya da yer verdi. Buna göre Hristodulidis konuşmasında “Türkiye’nin, Libya ve bölgenin diğer ülkelerinde nasıl davrandığıyla doğrudan bağlantılı olan bütünlüklü bir planın parçası olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti MEB’i ve daha geniş olarak Doğu Akdeniz’deki yasadışı faaliyetlerini sürdürdüğünü ve artırdığını” iddia etti. Konuşmasında “Türkiye’nin Cumartesi akşamından bu yana, Kıbrıs Cumhuriyeti MEB’i içerisinde, ruhsatı ENI ve TOTAL şirketlerine verilmiş olan bir parselde bulunduğunu” da iddia eden Rum bakan, “Türkiye’nin faaliyetinin yalnızca Kıbrıs Cumhuriyeti değil, Avrupalı şirketlerin ve AB’nin kendisinin de aleyhinde olduğunu” iddialarına ekledi. Hristodulidis konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin yasadışı faaliyetleri konusunda sizi birçok kez bilgilendirdim. Birçok destek mesajı yayımlandı ve bunun için size çok teşekkür ediyorum. Fakat konunun yalnızca ele alınması ve açıklamalar yapılması, sadece Türkiye’ye gözdağı vermemekle kalmayıp, AB’nin güvenirliğine de zarar veriyor” Hristodulidis, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yasadışı faaliyetlerine karışan belirli varlık ve kişilerin isimlerinin listeye dahil edilmesi için ilgili çalışma grubunda hali hazırda bir görüşme başladığını da anımsatarak, ilgili süreçlerin hızlandırılması ve hemen tamamlanmasına ilişkin olarak herkesten net bir siyasi taahhüt de istedi. Hristodulidis, sürecinin tümünün hızlı bir şekilde ilerlememesi durumunda, Kıbrıs (Rum) kesimi tarafından, AB’de görüşülen ve Türkiye’yle ilgili olan herhangi bir konuyla ilgili onay verilmesinin mümkün olmadığını açıklığa kavuşturmak istediğini de ekledi.