Tatar'a göre turizmde marka olduk

Gündem ·

Cumhurbaşkanı Tatar, direkt uçuş olmamasına, tüm haksız rekabet ve diğer sıkıntılara rağmen bir marka olarak turizmin KKTC ekonomisi içerisinde yaratıldığını vurguladı

Tatar'a göre turizmde marka olduk

Cumhurbaşkanı Tatar, direkt uçuş olmamasına, tüm haksız rekabet ve diğer sıkıntılara rağmen bir marka olarak turizmin KKTC ekonomisi içerisinde yaratıldığını vurguladı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türk Otelciler Birliği’nin (KTOB) 30. Olağan Genel Kurulu’nun açılış toplantısına katıldı.

Maraş açılımını yaparken turizm vurgusu yaptıklarını anlatan Tatar, “Maraş 1974 öncesi Kıbrıs’ın turizm gelirlerinin yarısını karşılardı. Burası KKTC sınırları içinde. Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla mal sahipleri buraları yeniden kullanacak veya başka şekilde değerlendirecek” dedi.

Uçuş ambargosuna rağmen yapılan yatırımların önemli olduğuna vurgu yapan Tatar, “Aktarmalı veya charter uçuşlar üzerinden ülkeye turist gelir. Turizmde marka olduk” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rum lider Anastasiadis’e, veto ve direkt uçuş engellemesi ile Kıbrıs Türklerine büyük haksızlık yapıldığını söylediğini aktararak, “O da bana, ‘ama biz direkt uçuşlara müsaade edersek KKTC’yi tanımış oluruz’ dedi. Dedim ki; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti zaten vardır, ister tanısınlar, ister tanımasınlar, devletimiz bizimdir. Sonuna kadar kurum ve kuruluşlarımızla hep birlikte bu devlete sahip çıkma adına yaptığımız çalışmalar da her zaman ortadadır” diye konuştu.

Maraş konusuna değinerek, “Neden KKTC sınırları içerisinde olan böyle bir zenginlik bizim ekonomimizin gelişmesi için kullanılmasın?” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, Maraş açılımı ile “KKTC ekonomisinin ana direğinin turizm olduğu” mesajının verildiğini ifade etti. Tatar, şöyle konuştu:

“Maraş 1974’ten önce Kıbrıs Cumhuriyeti’nin gayri safi milli hasılasının yarısını kazanan çok önemli bir destinasyondu. Şimdi bu destinasyon KKTC sınırları içerisindedir. Bunun çeşitli polemikleri olabilir. İşte bütünlüklü bir çözümün parçası olarak iade noktasında elimizde tutulan bir zenginlik ama 46 yıl sonra mademki masada bir çözüm umudu yoktur, neden KKTC sınırları içerisinde olan böyle bir zenginlik bizim ekonomimizin gelişmesi için kullanılmasın? Haliyle ne diyoruz, Taşınmaz Mal Komisyonu marifetiyle zaten eski sakinlerine iade edilecektir. Eski sakinleri ister gelirler orada çalışmalarını sürdürürler veya devrederler, satarlar ve başka yatırımcılar gelir. Önemli olan, Gazimağusa’nın hemen hemen içinde olan bu

zenginliğin, bu dünya destinasyonunun KKTC’nin ekonomisine kazandırılmasıdır. Turizmin daha da geliştirilmesidir.”

Cumhurbaşkanı Tatar, direkt uçuş olmamasına, tüm haksız rekabet ve diğer sıkıntılara rağmen bir marka olarak turizmin KKTC ekonomisi içerisinde yaratıldığını ve başarılı bir şekilde de sürdürüldüğünü kaydetti.

Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis ile görüşmesine de değinen Cumhurbaşkanı Tatar, görüşmesinde geçen konuşmanın bazılarını şöyle aktardı:

“Geçen akşam Anastasiadis’e ifade ettiğim gibi; Kıbrıslı Türklere yaptığınız en büyük haksızlıklardan bir tanesi 1974’ten bu yana 46 yıl sonra hala daha direkt uçuşların buraya müsaade edilmemesidir. ‘Onun da başlıca sorumlusu sizsiniz’ dedim kendisine. ‘Çünkü haksız yere 1964 yılında 186 no’lu kararla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bütün adanın hükümetiymiş gibi tanınması ve dolayısı ile sizlerin bizlere uyguladığı veto dolayısı ile buraya direkt uçuş yok, çünkü siz bunu bize reva görüyorsunuz, bize haksızlık yapıyorsunuz ve günün sonunda ekonomimizin gelişmesinin engellenmesi ve siz bize dayatma bir çözümle Kıbrıs meselesini çözeceğimizi zannedersiniz’ dedim. Bunun gerçekçi olmadığını, hiç bir zaman Kıbrıs Türkleri’nin dayatma bir çözüme onay vermeyeceğini söyledim. Günün sonunda bir anlaşma olacaksa egemen eşitliğe dayalı ve Kıbrıs Türkü’nün kendi kendini yönetebileceği ve anavatan Türkiye’nin tabii ki garantörlüğünün sürmesi durumunda bir anlaşma olabileceği, dolayısı ile eğer egemen eşitlik temelinde bir

anlaşmaya gün gelir varılacaksa, artık böyle komplekslerden, böyle dar çerçeveli bir takım anlayışlardan kopmamız gerekmektedir. Bizim de eşitlik temelinde bir statüye varabilmemiz için hakkımızın bize teslim edilmesi gerektiğini kendisine vurguladım. O da bana dedi ki ‘ama biz direkt uçuşlara müsaade edersek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımış oluruz’. Dedim ki; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti zaten vardır, ister tanısınlar, ister tanımasınlar, devletimiz bizimdir. Sonuna kadar kurum ve kuruluşlarımızla hep birlikte bu devlete sahip çıkma adına yaptığımız çalışmalar da her zaman ortadadır.”